Gazeteci Yazar Gökhan Çelik' in Çaka Bey romanı yayınlandı

Uzun yıllar birçok ulusal radyo ve televizyonda program yapan ve 2016 yılında yerleştiği Çeşme de yerel bir gazete de çıkaran Gazeteci ve Yazar Gökhan Çelik Türk tarihinde çok önemli bir yer tutan İzmir ve Çeşme Fatihi olarak da bilinen ilk Türk denizcisi Çaka Bey’ in hayatını romanlaştırdı.  

Gazeteci Yazar Gökhan Çelik' in Çaka Bey romanı yayınlandı

Uzun yıllar birçok ulusal radyo ve televizyonda program yapan ve 2016 yılında yerleştiği Çeşme de yerel bir gazete de çıkaran Gazeteci ve Yazar Gökhan Çelik Türk tarihinde çok önemli bir yer tutan İzmir ve Çeşme Fatihi olarak da bilinen ilk Türk denizcisi Çaka Bey’ in hayatını romanlaştırdı.  

Daha önce “Türk Mülkünün Nizamı Nizamülmülk”, “Ahi Evran” ve “Denizlenin Tufanı Piri Reis” isimli üç tarihsel romanı bulunan Gökhan Çelik üç tarafı denizler ile çevrili vatanımız Anadolu’ ya denizlerin kapısını açan yaptığı fetihler ile Türk’leri denizler ile buluşturan Çaka Bey’ in hayatını “Çaka Bey, Beni Denizlere Gömün” ismiyle Yediveren yayınları etiketiyle yayınladı.

ÇAKA BEY – Beni Denizlere Gömün…

Arka Kapak Yazısı

Belki de şimdiye kadar görülmemiş bir ok yağmuru vardı İzmir’in kapısında. Çaka Bey en çok okçulara önem vermişti, onların savunma hattını zayıflatması, atlılara rahatça saldırıya kalkacakları bir alan açmıştı. Düşündüğü gibi de olmuş, okçular işlerini çok iyi yapmışlar peşinden de atlılar şaha kalkmışlardı.

Güneş iyice yükselmiş, Çaka Bey ve yiğitleri İzmir’in kapısından neredeyse girecek hale gelmişti, daha fazla kayıp vermeden şehri teslim etmeleri için yapılan çağrılar karşılıksız kalsa da düşmanda sürekli bir geri çekilme durumu vardı. Bizans askerlerine komuta eden komutanların birçoğu ya ölmüş ya da esir edilmişti.

Çaka Bey, teslim olup esir alınan askerlere iyi davranılmasını sürekli yineliyordu, esareti çok yakından yaşayan birisiydi ve kendi yaşadıklarını düşman askeri bile olsa yaşasın istemiyordu. Bu düşüncesi de ancak bir Türk akıncısına has bir durumdu.

Öğleye doğru ortalık bir nebze olsun durulmuştu, yaralanan ve şehit olan akıncılar savaş alanının gerisine taşınıyordu. Çaka Bey atını hızla sürdü İzmir’in girişine doğru, her iki yanında da yüzlerce akıncı ile hücuma kalkmıştı. Kılıç sallamanın zamanı gelmişti artık. Kan dökmeye, can vermeye ant içmiş olan akıncılar Çaka Bey’e zarar gelmemesi için etrafında adeta duvar örmüştü.

Kılıç muharebesi beklenenden de kısa sürdü ve sonunda İzmir düştü. Çaka Bey hayaline kavuşmuştu, atından atayarak indi, İzmir’in toprağına basıyor olmasına inanamadı bir süre. Her şey sanki rüya gibiydi, nefesinin kesildiğini hissediyor, sık sık ama güçlükle nefes alıyordu. Kılıcının ucundan kan damlıyor ve İzmir senin diyordu sanki.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER